Referanslarımız

I clearly remember the nervous waiting in the lobby of Swiss Otel Ankara for my first boarding school interviews with Northfield Mount Hermon School and Taft School. I was just 15 years old and getting ready to jump into this sea of “adventure” without actually testing the water first. I was submerged with excitement and nervousness when I came up with the decision of leaving my family behind to attend an independent boarding school in the United States, a country that I had never set a foot before then. My parents, who wanted to be able to provide me the best education and opportunities that they could, were even more nervous; yet we were fortunate to have Leyla Merve Kayali as our advisor. From day 1 that I started working with Leyla Merve, she has always been very organized and supportive during every single step of the application process and she extended her wisdom and support even more when it was time to pick the best offer from the Taft School among all the offers from other boarding schools that I had applied to. Leyla Merve continued to support me as an invaluable mentor during my time at Taft and shared my excitement and joy as I excelled academically in various subjects and established myself at Taft through social achievements like being selected as the Peter W. Berg Scholar and a dormitory prefect, receiving Kilbourne Arts Grant and finally launching my individual photography exhibition. Most importantly, Leyla Merve continued to extend her wisdom and support during my application process to colleges and universities, which I consider as one of the most important thresholds in my life.
Elif KORKMAZ
Elif KORKMAZ
Yurt disinda okumak su ana kadar verdigim en buyuk karardi. Ilk basta amacim iyi bir egitim almak ve Turkiye’de bulamadigim imkanlara sahip olmakti. Bugun, Amerika’daki dorduncu senemde geri donup baktigimda bu deneyimin bana kazandirdiklarinin baslangictaki amaclarimdan cok daha fazlasi oldugunu goruyorum. Berkshire School’da voleybol takim kaptani olmak, daha once kesfedilmemis bir virus bulmak ve satranc kulubu kurmak gibi hayal edemeyecegim seyler yapma imkani buldum. Icinde buyudugumden farkli bir kultur tanidim ve bu kulturden insanlar benim ailem oldular. Kendimi gunluk hayatta baska bir dilde ifade ettikce farkli yonlerimi kesfettim. Evimden, ailemden, ulkemden uzak yasamanin yarattigi zorluklarla mucadele ettikce kendi ayaklarim uzerinde durabilmeyi ogrendim. Bunlari basardikca ve yeni hayatima alistikca kendimi tanidim, gelistirdim ve bugunku ozguvenli, cok yonlu ve disadonuk insana donustum. Su an Kaliforniya Universitesi Los Angeles’ta molekuler biyoloji ve genetik bolumu ogrencisiyim. Bu okulda ilk senem olmasina ragmen, Amerika’daki lise deneyimim sayesinde herhangi bir adaptasyon problemi yasamadan okuluma alistim. Amerika’ya ilk geldigimden cok farkliyim. Artik burada yalniz hissetmiyorum, her kulturden insanla kolayca iletisim kurabiliyorum ve gelecege donuk emin adimlar atabiliyorum. Universite birinci sinif olmama ragmen kendimi etrafimdaki bircok universite ogrencisinden olgun hissediyorum. Evet, yurtdisinda okumak dunyanin en kolay seyi degil ama bence bir insanin kendini tanimasi, gelistirmesi ve kendi ayaklari uzerinde durabilmeyi ogrenmesi icin ideal bir deneyim.
Elif KEŞAF
Elif KEŞAF
Herkese merhabalar. Benim Amerika maceram Ümraniye Anadolu Lisesi 11. Sınıf öğrencisi iken Leyla Hanım ile tanışmamla başladı. Yapılan dil yeterliliği sınavı ve mülakatlardan sonra Leyla Hanım’ın danışmanlığında yatılı okullara başvurma kararı aldım. Başvuru için gerekli formlar doldurulduktan sonra okulların kararlarını beklemeye başladık. Bu süreçte bazı okullarla birebir, diğerleriyle de internet üzerinden mülakatlar yaptım. İlkbahar döneminde okullardan gelen kabuller sonrası futbol programının gücü nedeniyle Connecticut eyaletindeki South Kent School’a kayıt oldum. Üniversite başvuru sürecini düşünerek ben, Leyla Hanım ve South Kent’teki yetkilim 11. Sınıfı tekrar etmemim bana akademik, sportif ve sosyal olarak daha yararlı olacağı kanaatine vardık. Ağustos 2011’de sezon öncesi futbol kampıyla başladı South Kent maceram. Aynı senenin kasım ayında New England bölgesinin şampiyonu olduk. Sportif hayatımın aksine, South Kent’e akademik olarak hızlı bir başlangıç yaptığım söylenemez. Özellikle komposizyon ve tarih derslerinde, Türkiye’deki ezbere dayalı sistem burada hiç yok diyebilirim. Genelde tartışmaya açık ve ders içi katılıma bağlı bir sistem oturmuş Amerika’da. Hatta bu prensipleri matematik ve fen gibi analitik derslerle bile uyguluyorlar. Açıkçası bu sistem bana en başta biraz ağır geldi. Sabah 8’den 3’e kadar olan derslerden sonra 1.5 – 2 saatlik ders dışı faaliyetler ( genelde erkek Türk öğrenciler için bu en başta futbol olur) yetmezmiş gibi akşam yemeğinden sonra en az 2 saat ödevime ayırmak zorundaydım. Ama tabiiki her şeye olduğu gibi zamanla bu sisteme de alışıyorsunuz. 11. ve 12. Sınıfı South Kent’te okuduktan sonra 2013 Haziran ayında mezun oldum. Ancak bir sonraki sene diğer arkadaşlarım gibi üniversiteye devam etmektense, Deerfield Academy’de 1 senelik mezuniyet sonrası üniversiteye hazırlık senesi aldım. (post-graduate year) Amerika’da beni en çok zorlayan dönem bu oldu. Gerek günlük programın yoğunluğu gerekse derslerin ağırlığı yüzünden en çok çabayı bu dönemde sarfettim. Fakat bana en çok şey katan dönemin de yine bu dönem olduğunu düşünüyorum. Mezun sonrası seneyi de bitirdikten sonra üniversiteden önce 1 sene daha sosyal projelere katılmayı hedefliyorum. (gap year) Şu an da o dönemin tam içerisindeyim. 2 hafta içinde 6 aylık bir Avrupa Gönüllülük Hizmeti projesi için Letonya’ya gidiyorum. Ondan sonra üniversiteye ABD’de, Avrupa’da veya Türkiye’de devam edeceğim. Yatılı okula gidicek arkadaşlarım için tek tavsiyem belirli 1-2 alanda kendilerini üstün seviyede geliştirmeleri ve zamanlarını boşa geçirmemeleridir. Akademik, sportif ve sosyal hayatta gerekli dengeyi kurdukları takdirde başarı kendiliğinden gelecektir.Ayrıca bu süreçte anne ve bababınızın sizin için maddi ve manevi ne kadar fedakarlıklar yaptıktaların unutmayın ve onları bütün gelişmelerden haberdar edin. Tabii ki bu süreçte Leyla Hanım’ın hem ayrılış öncesi hem de yatılı okulda hayatıma devam ederken sağladığı akademik ve psikolojik destek, sürecin benim için çok daha kolay ve akıcı ilerlemesini sağladı. Ona da buradan benim gibi yurtdışında okumayı sadece hayal eden birisine ABD’de yatılı okulda okuma şansını yarattığı için ayrıca teşekkür ediyorum. Hepinize bol şans.
Anıl ÖZER
Anıl ÖZER
10. Sinifta TED Ankara Kolejinden ayirilarak koyuldum bu yola. Turkiye'de basketbol ile derslerin beraber gitmesi ve yogun antrenmanlar ve IB programinin baskisi bu karari vermemde en buyuk etkendi. Su an da Tilton School'da 11. sinif ogrencisiyim ve burada cok mutluyum. Yatili okulda kalmak hayata bakis acimi degistirdi. Dunyanin dort bir yanindan insanlarla tanistim. Su an ki hedefim ivy league universitelerinden birinde basketbol oynamak. Bu yolda emin adimlarla ilerliyorum.
Ufuk Cem KOYUNCU
Ufuk Cem KOYUNCU
Merhaba! Ben Basak Oztahtaci. 3 sene Kadikoy Anadolu Lisesinde okuduktan sonra, 11. Sinifta Amerika’daki macerama basladim. 2011 yilinda ASSIST bursuyla Connecticut eyaletindeki Ethel Walker School’a kabul edildim. EWS, Simsbury diye kucuk bir kasabada bulunan yatili bir kiz okuluydu. EWS’de gecirdigim 2 yil icinde hic dusunemeyecegim seyleri deneyimledim. 2 sene boyunca varsity volleybol ve varsity skiing takimlarindaydim. Ilk senemde lacrosse da oynadim. Yurt hayati sayesinde cok sey ogrendim ve yurtta yasamak hem ogretmenlerimle, ozellikle de arkadaslarimla cok yakinlasmami sagladi. Yaptigim arkadasliklar sayesinde long weekendler ve tatillerde Amerikada bir suru yeri gezdim, gordum. Gecirdigim muhtesem 2 yil sonrasinda, Boston University’ye presidential scholarship ile kabul edildim. Simdi BU’da 2. sinif ogrencisiyim ve psikoloji okuyorum. EWS’deki arkadaslarim uzakta olsalar da her gun mesajlasiyoruz, kurdugumuz dostluklarin nasil hayat boyu kalacagini gosteriyor bu. Boston gibi bir sehrin icinde universitede olmak cok guzel bir olanak. BU’da dersler disinda bir suru aktivetede de yer aliyorum. Gecen sene, Greek Life’a katildim ve Kappa Alpha Theta Fraternity’sinde aktif bir uyeyim. Theta’da membership development committee’de yer aliyorum. Bunun disinda, Undergraduate Psychology Association’in secretary’siyim. Son olarak da College of Arts & Sciences’in Dean’s Host’uyum. Dean’s Host olarak, bahar aylarindaki open house’larda kabul edilen ogrencileri agirliyor, onlarin ve ailelerin kararlarindan onceki son sorularini cevapliyoruz. Okulu temsil ettigimiz icin, bunun oncesinde yogun bir egitimden de geciyoruz tabi kii. Geriye donup baktigimda, 2011 senesinde Amerika’ya gelen halimden beri, cok sey deneyimledim, cok sey ogrendim, cok insanla tanistim. Deneyimledigim seylerin bana kattigi zenginligi hayatimin her alaninda hissedebiliyorum. Bir tavsiye verebilecek olsam, bilinmeyen seyler gozunuzu korkutmasin, ilk adimi atin ve bildiginiz seyleri geride birakin derim. Cunku hayat gercekten tam orada basliyor.
Başak ÖZTAHTACI
Başak ÖZTAHTACI
Amerika’da okumayı birakin, yatılı okulda okuma fikri bile tamamen olanakisizdi. Ancak amerikan yatılı okul sistemini keşfettikten sonra fikirlerimiz hemen değişti. Başvuru sureci hakında çok bilgimiz olmadığı icin yardim arıyorduk. Istanbul’da SSAT sınavını geçerken Leyla ablayla tanıştık bizi yönlendirmesiyle amerikalı bi danışmana yönlendirdi. Başvuru surecine geç başladığımız icin okul seçeneklerimizde sinirliydi. Yinede herseye yoluna girdi ve Tabor Academy’ye gitmeye karar verdim. Lise 3 olarak gittiğim icin Tabor benim icin kesinlikle en iyi yerdi. Okulum okyanus kenarında ve cennet gibi bir yer. Okulun gemisi bile var. Dersler kesinlikle daha zor burada. Fransız okulundan geldiğim icin dil derslerinde zorlanmadım ama cogu bilim dersi farklı bir sekilde öğretiliyordu. Su an üniversite seviyesi dersler alıyorum ve üniversiteye başvurmaya hazirlaniyorum.
Denizalp GÖKTAŞ
Denizalp GÖKTAŞ
Benim adim Naz, The Winchendon School'a gidiyorum ve bu yil benim ilk yilim. Amerikaya gelmek en buyuk hayalimdi ve Leyla Abla sayesinde bunu gerceklestirdim. Babamin is arkadaslarindan biri oglunu Amerika'ya gondermisti ve babami da ikna ettiler bu sayede Leyla Abla ile tanistim. 2013 in Aralik ayinda beraber calismalara basladik ve cok hizli bir sekilde her seyi yoluna soktuk. Ilk baslarda cok heyecanli ve gergindim cunku Amerika'da okumak benim icin sadece bir hayaldi ve artik gerceklesmesine cok az kalmisti. Leyla Abla bana cok guzel moral vermisti cunku voleybol oynuyordum, piyano ve bateri caliyordum ve en onemlisi derslerim iyiydi. TOEFL testine girmistim fakat klavyem bozuldugu icin sayilmadi, onun sayesinde cok sevdigim okuluma geldim. 4 okulla gorusme yaptim ve en cok Winchendon School'u sevdim. Okulun sayesinde Baris Ulker ile tanistim ve Winchendon School'a gelmemin en buyuk sebeplerinden biri de o. Okulundan cok memnunum. Her sey icin tesekkur ederim Leyla Abla. Sen olmasan benim hayatim daha farkli olurdu.
Naz ŞAHİN
Naz ŞAHİN